Bugun...
Ýki Pomak ninenin anlatýmýyla 100 yýllýk acý gerçek
Tarih: 10-05-2015 08:50:00 + -



Balkan Savaþlarý'nýn 100. Yýlý doldu. baþta Edirne ve bölgemiz olmak üzere önce iþgal edildi sonra kurtuldu. Köyümüzün Gacallarý Dimatoka Tavþankoru'dan Beyendik'e gelirken Pomaklar ise 1924 yýlýndaki mübadele de 100 hane olarak Beyendik'e geldi. Ancak þu an Yunanistan sýnýrlarý içerisindeki Dimatoka, önce Edirne vilayetinin sýnýrlarý içerisindeydi ve Edirne vilayetinin o dönemde nüfusu 1 milyon 427 bin idi. 760 bini Türk, 396 bini Rum, 171 bini de Bulgar idi. Diðerleri de yahudi vs. idi.

Balkan Savaþlarýnda önce Bulgarlar tarafýndan alýnan Dimatoka, Balkanlarýn paylaþýmýnda Yunanistan'a verildi.

Bizim Pomaklar Ýslamiyeti seçmiþti ve dinlerini yaþayabildiler. Ancak Balkan Savaþlarý esnasýnda yani 1912 yýlýnda Bulgarlar iþgal ettikleri yerlerde Pomaklarý zorla hristiyanlaþtýrmýþtý. Ýþte 100 yýllýk gerçek bir hikaye.....

Ýki ninenin anlatýmýyla- Balkan Harbi ve Rodop Müslümanlarý 

Smolyan Selça köyünde 1924 yýlýnda doðan Fatma Ocak, Balkan Savaþýnda ailesinin yaþadýklarýný anlatmýþ. Geçenlerde facebookta yazar Mehmet Alev paylaþmýþ. Özellikle Rodoplarda Pomak halkýnýn Balkan Harbinden sonra oradaki insanlarýn Müslüman isimleri Bulgar adlarýyla deðiþtirilmiþ. O yöreye has lehçeyle ve Pomakça dediðimiz Bulgarcaya da yakýn anlatýmýyla Fatma Ocak nine þunlarý anlatmýþ: “Annemin babasý- Ahmet dedemin karýsýnýn bir kýzkardeþi varmýþ. O baldýz þimdi Mihalkovo olan, ancak o zaman Türk köyü olan Mahalleköy’de yaþarmýþ. Anaannem bir gün der ki dedeme-hadi gidip, kardeþimi görelim, dünya karýþýrsa belli olmaz kim kimi ne zaman görür…Sabah yola koyulmuþlar ve Mahalleköy’e gitmiþler. Bir de ne görsünler, köy bomboþ kalmýþ, evlerin bütün kapýlarý açýk, içeriden de bebek sesi geliyor. Baþka bir evden de çocuk sesi duymuþlar, iki yaþlarýnda bir çocuk “buba, buba” diye baðrýyormuþ. Bebeði ve daha büyük çocuðu alýp, köye geri döner aile. Bir hafta bile geçmeden Balkan Savaþý baþlar. Bütün köy ayaða kalkmýþ ve köyden kaçmaya baþlar. Ahmet dedem o iki yabancý çocuðu alýr, anaannem, büyük oðullarý Ali, annem Kabriye, ki o o zaman on yaþýndaymýþ, küçük kardeþi Recep’i de sýrtýna almýþ ve yola koyulmuþlar. Onlar köyden kaçýyor, arkalarýndan Bulgarlar onlarý kovalýyor…Rodoplarýn diðer köylerinden de Müslümanlar kaçmaya ve evlerini, köylerini terketmeye baþlar. Böylece Kavala’ya kadar varmýþlar. Geçen geçmiþ, kalan kalmýþ, onlarý esir almýþlar ve geri çevirmiþler. Erkekleri esir almýþlar. Kadýnlar dönünce ne görsünler- bütün evler kül olmuþ, sadece iki ev kalmýþ”.

Küçük Resim

Smolyan Selça köyünde 1924 yýlýnda doðan Fatma Ocak, Balkan Savaþýnda ailesinin yaþadýklarýný anlatýyor…”Böyle köye dönmek zorunda kalan kadýnlar ayakta olan o iki eve toplanmýþlar, hiç bir yerde bir tohum ekin, buðday, fasulye kalmamýþ, bahçelerde topraða gömülü patateslerden eser kalmamýþ… Harp sonbaharda baþlamýþ, bahçelerde birþey kalmamýþ. Bu insanlar nasýl yaþamýþ, belli deðil. Herþey sakinleþtikten sonra erkekler de köye döner. Ýlkbahar patlayýnca Selça köyüne Türkiye’den yardým gelir- erzak, yiyecek, iþçiler gönderilir...Ayný zamanda Kara Ývan diye adlandýrdýklarý bir muhtar köyü iþgal eder, muhtar atanýr ve kýzlarýn, kadýnlarýn korkulu rüyasý olur. Genç kýzlar, gelinler gözüdönmüþ muhtardan nereye gizleneceklerine þaþýrýr. Ýnsanlar tam biraz rahatlayacak ya, bu kez de köyü askerker basar, yanlarýnda bir de vaftiz kýyafetleriyle bir papaz. Bir ahýr altýna dururlar, papazýn elinde bir kova su ve makas, diðer elinde bir haç, biraz okur, kadýnlarýn saçýný keser, okur, keser, saçý suya batýrýr ve onu kadýnýn yüzüne sýçratýr...Papaz sorar kadýna “Adýn ne? Mesela Rayme mi dedi, tamam “Rayna”! diyor papaz ve elindeki haçý þaþkýn kadýncaðýza öptürür. Üç kez. Böyle Müslüman kadýn Hristiyan olmuþ, vaftiz edilmiþtir. Türk dilini tamamen yasaklamýþlar, bazýlarý Pomakça konuþuyor, bazýlarý da Bulgarlarla beraber yaþadýklarý için Bulgarcayý da bilrilermiþ. Ýþte o zaman Rodoplu Pomaklar der ki “Dilimizi veririz, dinimizi-asla!
* * *
Deðerli dinleyiciler, ben de o yýllarýn anýsýný aynen Fatma Ocak Nine gibi aydýn ve zeki olan, Rodoplarýn Yunan tarafýnda Ýskeçe’li Emine Dükkancý Nineden dinlemiþtim. Birinci Balkan Savaþýna kadar orasý da Bulgaristan, onun nineleri de o zaman aynen yukarýda anlatýldýðý gibi, Bulgarlar tarafýndan Papaz ve haçla, zorla ismi deðiþtirlmiþ. Aðlar mýsýn, güler misin, eski zaman insanlarýn o ince mizahýyla anlatýrdý rahmetli Emine Nine- ki yüz yaþýnda öldü. Ýþte o yýllarda annesi daha küçük, kendi anasýnýn eteklerine tutunmuþ bir çocuk... Karþýlarýna çýkar o Vaftizci Papaz ve adam sorar anneye – Adýn nedir? Güssüm- tamam adýn”Grozdana” der papaz. Sýra sümüklü çocuða, yani Emine ninenin annesine gelir… Kýzýn adý ne, der papaz- “Hüsniye”- tamam, sen de “Yordana” oldun cevabýyla karþýlaþýrlar. Gel zaman git zaman, bir süre sonra köye yeniden bir papaz ve askerler gelir, isim deðiþtirmek için. Yalnýz bizim anne çýkar, “Biz artýk vaftiz olduk, adlarýmýz deðiþti” der. Papaz sorar, “Peki senin adýn ne? Grozde, der, Kýzýnýn adý ne? Yurgan, diye cevaplar… Evet, nerede duymuþ ki Güssüm anaanne o yýllarda Bulgar adý- Grozdana hemen Grozdi, olmuþ, “üzüm” anlamýnda, Yordana da Yorgan, olmuþ, yatarken örtündüðümüz…Ýþte- tarihin hem acý, hem gülünç olabilecek kadar paradoks yöneleri !

Yazý: Sevda Dükkancý

 

Pomak kýzlarý

 




Bu haber 445 defa okunmuştur.

Etiketler :

YORUMLAR



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER AKTUEL HABERLERİ

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR